Para ve Tasarruf 4 dk okuma
Mutfakta gıda israfını azaltmanın sessiz yolları
Haftalık alışverişin bir kısmı fark edilmeden çöpe gidiyor. Yemekten kısmadan israfı azaltan alışveriş, saklama ve kurtarma alışkanlıkları.
Yazar: Derya Ergin
Mutfakta en çok para, en gürültüsüz biçimde çöpe atılan yiyeceklerle kaybedilir. Kimse alışverişten dönerken poşetin bir kısmını doğrudan çöpe atmayı planlamaz, ama haftanın sonunda solmuş marul, ekşimiş süt ve unutulmuş bir kap yemek çoğu evde tekrar eden bir sahnedir. İyi haber şu ki bu kayıp, tasarruf hissi vermeyen küçük alışkanlıklarla, yemekten kısmadan büyük ölçüde geri kazanılabilir.
Sorunun kaynağı çoğunlukla mutfakta değil, alışverişin yapıldığı andadır. Aç karnına, listesiz ve haftalık plan yapmadan çıkılan alışveriş, gerçekte tüketilecek miktarın çok üzerinde taze ürünle sonuçlanır. Taze ürünlerin ise sabrı azdır. Bu yüzden israfı azaltmanın ilk adımı, dolabı doldurmadan önce o hafta kaç öğün evde yeneceğini gerçekçi biçimde tahmin etmektir.
Alışverişten önce beş dakika
Listeyi yazmadan önce mutfakta hızlı bir tur atmak, tek başına ciddi fark yaratır. Elinizde hâlâ yarım paket bulgur, açılmış bir salça kavanozu ve iki gün içinde kullanılması gereken yeşillik varken bunları yok sayıp yenilerini almak, israfı doğrudan satın almak demektir. Listeye başlarken "elimdekiyle hangi iki öğünü çıkarabilirim" sorusuna cevap vermek, hem listeyi kısaltır hem de eldekini kurtarır.
Miktar seçimi de en az liste kadar önemlidir. Büyük boy ambalajlar birim fiyat olarak ucuz görünür, ancak tüketilemeyecek bir yiyecekte birim fiyatın hiçbir anlamı kalmaz. Kalabalık olmayan evlerde küçük ambalaj, çoğu zaman büyük ambalajdan daha ucuza gelir. Bu hesabı yapmanın kolay yolu, geçmişte aynı üründen ne kadarını attığınızı hatırlamaktır.
Görünmeyen yiyecek, yenmeyen yiyecektir
Mutfakta unutulan her şey, arkada kalmış demektir. Bu yüzden yerleştirme sırası, saklama koşullarından bile önemli olabilir. Yeni alınan ürünleri arkaya, eskileri öne almak; açılmış paketleri şeffaf kaplara aktarmak; artan yemekleri opak kaplar yerine görülebilir kaplarda saklamak, tüketim oranını gözle görülür biçimde artırır. Göz hizasında duran bir kap yemek, iki gün içinde büyük olasılıkla yenir.
Tarih yazma alışkanlığı da sanıldığından etkilidir. Artan yemeği kaba koyarken üzerine tarihi yazmak, birkaç gün sonra "acaba bozuldu mu" tereddüdüyle atılmasını engeller. Aynı şekilde dondurucuya konan her paketin üstüne içeriğini ve tarihini yazmak, dondurucunun bir arşiv değil gerçekten kullanılan bir depo olmasını sağlar. Etiketsiz dondurulan yiyeceklerin çoğu, aylar sonra tanınmadığı için çöpe gider.
Kurtarmayı bilmek, saklamayı bilmek kadar değerli
Bazı yiyecekler bozulmuş değildir, sadece ilk günkü hâlinde değildir ve bu ikisi çok farklı şeylerdir. Yumuşamış havuç ve kereviz, buzlu suda bir saat bekletilince ciddi ölçüde toparlanır. Bayatlamış ekmek, hafifçe ıslatılıp fırında birkaç dakika ısıtıldığında yeniden kabuklu ve yumuşak hâle döner; olmadığında kuru ekmek kırıntısı ya da fırınlanmış kruton olarak kullanılabilir. Solmaya başlamış yeşillikler çorbada ya da sotede fark ettirmez.
Meyvelerin fazlası için de birkaç sağlam yol vardır. Kararmaya yüz tutmuş muz, kabuğu soyulup dondurulduğunda hem tatlılarda hem içeceklerde işe yarar. Yumuşamış elma ve armut, tarçınla kısa süre pişirilerek kahvaltılık bir püreye dönüşür. Fazla gelen limonların suyu sıkılıp buz kalıbında dondurulduğunda haftalarca kullanılabilir hâlde kalır.
Haftada bir kez toplama öğünü
İsrafı azaltan en pratik alışkanlıklardan biri, haftanın belirli bir gününü yeni malzeme almadan yemek yapmaya ayırmaktır. Bu öğünde amaç yeni bir tarif denemek değil, elde kalanları birleştirmektir. Artan pilav, birkaç yumurta ve azalmış sebzeler bir tavada buluştuğunda ortaya doyurucu bir yemek çıkar; makarna, çorba ve fırın yemekleri de aynı esnekliğe sahiptir.
Bu öğünü kolaylaştıran küçük bir hazırlık da vardır: buzdolabında ya da tezgâhın bir köşesinde, öncelikli tüketilmesi gerekenler için ayrılmış küçük bir alan tutmak. Son günlerine yaklaşan yoğurt, yarım kalmış peynir ya da iki gün önce pişirilmiş bir yemek oraya konduğunda, mutfağa her giren kişi ne yenmesi gerektiğini sormadan görür. Evde birden fazla kişi yaşıyorsa bu alan, sözlü hatırlatmalardan çok daha etkili çalışır ve kimseye görev yüklemeden işini yapar.
Bu düzenin en güzel yanı, tasarrufu bir kısıtlama gibi hissettirmemesidir. Attığınız yiyecek azaldıkça alışveriş listesi doğal olarak kısalır, mutfak daha derli toplu görünür ve haftanın en yorgun akşamında evde yenecek bir şey bulunma ihtimali artar. Ay sonunda cebe kalan fark ise bu düzenin yalnızca yan ürünüdür.